Jaen’e yakin bir yerde, sari, sapsari bir restoranda sabah kahvaltimizi yapmak icin bekliyoruz. Yolumuz bizi evimize goturuyor. Orasi belli, biraz burayi anlatayim.
Cok yogun bir mekan burasi. Bir garson ari gibi calisiyor. Oradan oraya, iceriden disariya. Bize de sira gelecek elbet. Bir kahve…
Burasi yerel insanlarin oldugu bir yer. Sanirim bir tek biziz yabanci. Birinin uzerinde Guarda Rural, digerinin uzerinde Padel Tennis t.shirti. O kadar yerel.
Erkekler hep gobekli. Bira icilmeye bu saatte baslandigina gore, gobek kacinilmaz.
Yolumuz uzun. Kahvemiz daha gelmedi. Biraz da aciz.
Tek kisi calisiyor restoran. Koca koye hizmet ediyor gibi.
Biraz once sevgili esimin 4 tane tostada siparisi ile garsonun gozlerinin acilma hizi birebirdi. Olsun…Afiyet olsun…
Bazen birakmak gerekiyor, mesela birkac kere zeytinyagi alma tesebbususnde bulunduk Granada’da. Olmadi bu sefer, olamadi. Ancak simdi tam da bu yerel restoranda otururken onumuze gelen zeytinyagi en sahanesinden. Bu firsat degil de ne? Bu firsat degerlendirilmez mi? Tabii ki hemen.
Bu hayatta kismetinde varsa o seni elbet buluyor, zeytinyagi bile olsa…
Leave a Reply